Yukarıda bahsi geçen kısa Ubıh tarihi satırlarından anlaşılan ve köyümüzde henüz hayatta olan ve aktarma yoluyla hafızalardaki geçmişi karşılaştırmaya ve tespit etmeye çalıştık.Bahsedilen tarihlerin birbiri ile örtüşmesi bilgilerin hafızalardan henüz tam olarak silinmediğinin belirteciydi. Osetya hariç Çerkez kabilelerinin islamiyeti kabul etmiş olmalarının da bu büyük sürgünde önemli bir yeri vardır. 1868 li yıllarda pek çok badireler sonrasında Osmanlı topraklarına gelen Ubıhlar’ın bir bölümü Adapazarı ovasında yerleştirilmek istenmiştir. Ancak ovanın sivrisinek ve sıtma nedeniyle yaşanamayacak durumda olması buraya gelen Ubıhları arayışa sürüklemiş. Önce bugünkü Kirazca düşünülmüş sonra da Sakarya nehrinin karşı kıyısının, geldikleri coğrafyaya çok benzemesi nedeniyle tercih edilmiş.
Şahin Bey’in (Açhuba) Abhazya da tebasında çalışan 18 aile ve ayrıca kendilerine yoldaşlık ettiği (Omurha Mahmad, Kazbek, Lobsoh, Vassa …) 13-15 kadar aile bugünkü Kükürtlüsu – Cevizlik mevkine gelip yerleşti. Bu mevkide 15-20 yıl kadar yaşadılar. İspanyol Hastalığı (Kolera) salgını oldu. Pek çok insan kaybettiler. Mezarlık olarak bugün Yeniköy sınırları içinde olan ve kum ocağı olarak kazılan tepeyi kullandılar. Buranın uğursuzluğuna inanan halkın büyük kısmı İncirlik Boğazı adıyla anılan köyün bugünkü yerine gelirler. Ve yerleşirler.
Şahin Bey,aynı soydan olan ve aynı yolculukta birlikte oldukları kendi soyundan olan bu dört aileyide köye yerleşmek için davet etmesiyle birlikte,o güne kadar Şahinbey köyü adıyla anılan köyün adının Boğazköy olarak değiştirilmesini ister ve o günden sonra da Boğazköy olarak anılır.
Şahin bey Abhazya da da büyük çiftlikleri olan ve önemli bir soy olan AÇHUBA ailesine mensup bir bey idi. (Türkiye'ye göç etmiş 12 "amısta" sülalesinden birisidir). Ölümünden sonra Boğazköy’e defnedildi. Kabri, daha önce Şahin beyin oğlu Rıza Bey'e (ŞAHİNOĞLU) ait olan ve daha sonra da bağışlanarak üzerine şimdiki caminin yapıldığı bahçededir.

Rıza bey Geyve Merkez İlkokulu ve Mahallebaşındaki İlkokulu'da yaptırmıştır. Kabri İstanbul Karacaahmet mezarlığındadır.
Köydeki yaşama katılmış bu dört aileden bir kısmının torunları hala köyde, bazıları da köy dışında yaşamaktadır. O dönemden akılda kalan bazı isimler; Yuksel’in dedesinin babası (Avcı Ali’nin babası), Naci’nin dedesi, Fahrettin’in dedesi, Raif’in babası, Kadir Çavuş’un babası, Tevfik’in babası, Şükrü’nün babası, Erdal’ın dedesi, Abaş Kadir’in babası, Aynı zaman diliminde köye yakın bir mevkii olan Cevizlik diye bilinen yerde yerleşen dört aile Şefik’in dedesi, Omurha Yakup, Aslan bey, o sıralar 7-8 yaşlarında olan Süslü Ahmet’in aileleridir. Bu kişiler akrandırlar.
Kozopha Nandu
Omurha Mahmad (oğlu Omurha Ahmet, gelini Kozopha Nandu) sultanlara hizmet eder onlar adına bu yörede iş takip edermiş. Akrabası olan Behice hanımın anası da sultan aileleri ile birlikte olmuş ve çocuklarına süt anneliği yapmış. (Behice hanımın kocası arapmış, kızı Feride de bir arap ile evlenmiş. Feridenin kızı ise Mübeccel hanım). Bu süt anneliği sultanların bu köye olan ilgisini de çekmiş, gidip gelmeler neticesinde hayr olarak köye iki katlı bir bina ve cami yaptırmışlar. Yapılış tarihi bilinemiyor tam olarak. Üst kat eğitim yeri olarak kullanılırken alt katta han, fırın, dükkan olarak faaliyet gösterirmiş. 6 adet Sakal-ı Şerif’i de sultanlar bu köye getirmişler ve hediye etmişler. Bundan sonra civar köylerden (Kışlaçay, Doğançay, Yeniköy, Kemaliye, Kürtköy) Cuma ve terahvi namazlarına gelinir olmuş.
Sultan emri ile köye Fatih Medresesinden Müderris Mehmet Efendi ve eşi Ayşe hanım görevlendirilir. Erkeklere Mehmet efendi hanımlara Ayşe hanım dersler verirler. İslamiyeti yeni kabul etmiş bu halka Müslümanlığı islamiyeti ve diğer bilgileri öğretirler uzun yıllar.
1967 Sakarya depremi köyde büyük hasara yol açtı. Ancak Yeniköy’deki düğün cemiyetinde toplanan halkın can kaybı olmadı. Daha önce Sakarya nehri kıyısında İlhami beyin annesi Yıldız hanım tarafından onarılan (yaptırılan) cami ile Şefik Tok'un evi yıkıldı. Sadece Camiin Sakal-ı Şerifin bulunduğu köşesinin yıkılmadığı söyleniyor. Yeni Cami yeri icin, İdris Yılmaz ve Taner Özkanın evinin girişinde, şimdi ev olan yer cami yeri olarak tasarlarken, daha önce Sabahattin Özkana satılmış olan yeri, parasını ödeyerek alan ve kendi aile büyüklerinin mezarları ile camimizin olduğu yeri inhisarlar (tekel) müfettişi olan Kenan Şahin bey hibe etmiş ve yeni cami inşa edilmiştir.Eski caminin kitabesi de bu camiin girişinde yer almaktadır.Köyün kurucusu Şahin Bey'in oğlu Rıza Bey,Geyve'ye yerleşmiş ve Orman Bölge müdürlüğü ve aynı zamanda müteahhitlik yapmıştır. Yaklaşık olarak Doğançay'dan başlayan ve Pamukova'ya kadar devam eden arazilerin bir çoğunu,aile tebasına hibe den Rıza bey, tren yolunun geçtiği Alifuatpaşa ve diğer pek çok yeride, devletine ve halkına olan düşkünlüğünden dolayı amme hizmetine sunmuş,idealist bir kişi olarak bilinmektedir.Kendisinin Geyve'de yaptırdığı iki ilkokulda halen eğitim verilmeye devam edilmektedir. Rıza Bey, M.Kemal Atatürk'ün ve Alifuat Cebesoy'un silah arkadaşlarından olup, Geyve'deki konağında önemli savaş kararları alındığı bilinmektedir. Rıza Bey'in 2 kızı 4 oğlu olmuştur.Oğullarından inhisarlar (tekel) müfettişi olan Kenan Rıza Şahinoğlu,İzmir Ağır ceza reisi Zeki Rıza Şahinoğlu,Tarım Kredi Kooperatif müdürü Fikri Şahinoğlu,Tekel Müdürü Vecdi Şahinoğlu rahmetli olmuşlardır.Rıza Bey'in kızları Sabiha ve Nurhan da rahmetli olup,çocuk ve torunları İstanbul ve Adapazarında yaşamaktadır. Kenan bey'in çocukları ve torunları halen Avusturya'da,Zeki Rıza Bey'in çocuk ve torunları İzmir'de,Fikri Bey'in çocuk ve torunlarının bir kısmı İstanbul,diğer kısmı Geyve de,Vecdi Bey'in oğlu ve kızları da Geyve'de yaşamaktadırlar. Şahin beyin diğer oğlu Zeki Şahin o sıralarda İzmir de Hakimlik geörevini yapmakta idi.
Köyün ilk müezzini Erol’un babasının Amcası – Kel Yaşar’ın babası Temşug dur.
Aynı göç grubuyla gelen Ubıhların bir kısmı ise Akbalık’a yerleşti.Şahin Bey ile gelen gruptan Labsoh’un oğlu Ali ve daha sonra 6 aile Kırmalık mahallesinin temellerini attı.Yerleşim yerleri genelde yamaçlar oldu. Ova yada çiftlik denilen düzlükler İshak, Hayk ve Sahak isimli iki kardeşin kontrolünde genelde ipek böceği yetiştiriciliğinde kullanılıyordu. Daha sonraları bunların göçmeleri ile bölge yeni sahiplerine kalır.
Bir rivayete gore çiflik bu iki kardeşin mülkü bir diğer rivayete görede bu iki kişi padişah cariyelerine ait olan bu çiftlikte çalışmakta koruyup gözetmekte olan bakıcılarıydı. İpek kozaları işlenmek üzere Geyve’nin Ortaköy’ündeki fabrikaya götürülürdü. Yörede ağırlıklı olarak ipek böceği için dut, meyve ve ceviz tarımı yapılıdı. Daha sonraları fındık tarımı önemli bir yer almıştır. Köyün kurucusu Şahin Beyin mezar taşlarından ayak ucunda bulunan, üzerinde kabartma olarak işlenmiş çapraz duruşlu iki tabancanın bulunduğu taş yakın geçmişte kaybolmuştur. Aile kabrinde Şahin Beyin bir kardeşi, kardeşinin oğlu Adnan Bey ile Adnan bey'in trafik kazasında ölen oğlu Bülent ve Abhazyadaki direnişçilere uzun yıllar destek verip savaşmış, Birgül isimli çocukları da yatmaktadır. Şahin Beyin bilinen bir torunu 50 li yaşlarda olan Sermin hanım ise Düzce’de evil olup varisi yoktur.
1950 li yıllara kadar köyümüzün 4 km. uzağında bulunan Geyve-Doğançay Nahiyesine kara ulaşımı boğaz girişinden itibaren, insan gücüyle açılmış, yük hayvanlarının ve ancak bir öküz arabasının geçebileceği hatta dönüşlerde arabanın okundan kaldırılarak yer değiştirilmesiyle virajı alabildiği genişlikte bir yol ile sağlanmaktaydı. Bazı yerlerde tekerleğin biri boşta kalır ve araba tren yoluna yuvarlanırmış. Bu nedenle de Demirköprü’yü koruyan jandarma buradan araba geçişlerine müsaade etmemiş uzun seneler. O dönemlerde köy ile boğazı birleştiren yol dağ dibinden geçmekteymiş. Çiftlik bölgesinden boğaza varmak kış aylarında çamur ve kar ile mücadele demekti. 60 lı yıllar köy halkının çeşitli zamanlarda yaptığı çalışmalarla yol küçük araçların tek şeritli olarak geçişlerine izin verecek hale getirilmiş ham yol olarak hizmet vermekteydi.
Köyün ilk su şebekesi İlhan Önder ve Pişhan Sabri nin girişimleriyle köy halkının mecisi ile yapıldı.
1968 de, o zamanlar Sakarya İl meclis üyesi olan Boğazköy halkından Av.Orhan Cahit İlhan ve köy muhtarı İlhan Önder'in girişimleri ile TCDD nin muhalif duruşuna rağmen Askeriyenin Köy hizmetleri ve YSE nin ekipman desteği sağlanarak, köyümüz halkının iş gücü ile yol genişletme çalışması yapıldı. Çalışanların yövmiyeleri köy halkı arasında toplanıp verildi. Görevli Astsubayın yemek ihtiyaci da yine imece ile karşılandı. Sarp yamaçlardan aşağı urganlarla sarkıtılan çalışanlarımızın (Günay Ömür, Ömer Odabaş, ve isimleri unutulan yada bilgisi ulaşmayan diğer Boğazköylülerin) açtıkları dinamit deliklerinin patlatılmasıyla genişletilen Boğazköy - Doğançay güzergahı bugünkü genişliğine kavuştu. (Ömer Odabaş'ın oğlu Ayhan Odabaş tan alınan bir anektotda çalışma ortamının yorgunluğunu atmak için bazı zamanlarda, artan parça dinamitlerle balık tutarak hem dinlendiklerini, hemde menuye ilave yaptıklarıdır). Komprasör operatörü Mustafa çavuş idi. Dinamit patlatmada ilimbeyden Rızanın Ömer görev yaptı. 80 li yılların başında asfaltlama çalışmalarıyla yolumuz bugün stabilize yol olarak köyümüz halkına hizmet vermeğe devam etmektedir.
Şimdiki lojmanın yerinde iki katlı köy binasının üst katında ilk defa Latin harfleriyle eğitim veren Şerif Sami İlhan da öğretmenlik yapmış. O sıralarda öğrencisi olan Yıldız hanım ile evlenmiş daha sonra askerlik görevi için öğretmenlikten ayrılıp silahlı kuvvetlere katılmış. Yarbaylıktan emekli olmuş. Uzun yıllar köy öğretmensiz kalmış. Okulun öğretmensiz kaldığı dönemlerde öğrenciler Yeniköy, İlimbey ve Nuruosmaniye köylerine gitmişler. Bu gidiş gelişlerde demir köprü kullanılırmış ve küçük Fahrettin (Nam) okul yolunda köprüden düşerek can vermiş. Doğan çay’a okul yapıldıktan 10 yıl sonra Bogazköy’e de okul yapıldı.
1955 yıllarında Demokrat parti zamanında köyümüze daha modern derslikli, üç sınıflı ilköğretim okulu yaptırılmış. Dördüncü sınıf öğrencileri ( Günay Ömür, Abdurrahman Aydın Ve Rahmetli Cavit Erdem Kışlaçay'a Ramis Önder Ramis Özkan Nafiz Özkan Rahmetli Orhan Çapa Doğançaya) giderlermiş. İnşaatın yapımında Doğançay dan (Kamburlardan) Şaban usta da çalışmış. Bu okulda ilk defa Arifiye öğretmen okulundan mezun Mustafa öğretmen (Ebcelerden) öğretmenlik yapmış. Muhlis öğretmen, 1965 - 1970 arasındaki eğitim öğretim yıllarında Hilmi Çelik, sonrasında Faris Canik ve Bahattin Özkan öğretmenlik yaptı. 1994-1995 döneminde okulumuz kapatılmış taşımalı sistem gereği çocuklarımız Doğançay ilköğretim okuluna gitmeye başlamıştır. Modern denebilecek okul 1958 de inşa edilmiş.

1968 - 1970 li yıllarda YSE tarafından köyümüzün belirli yerlerine çeşmeler yapılmıştır.(Harman tepe, Okul önü, Gürcü Mahalle, Kömürlük mevkii, Orta Mahallelere çeşme yapıldı)
Boğazköy de Tapu Kadastro çalışmaları 1974 yılında yapıldı.
Sakarya 1954 yılında vilayet oldu.
Köyümüz elektrik ile ilk defa 1959 yılında Yüksel Nam’ın evi yakınında akan dereye bir dinamo kurmasıyla tanıştı. 1973 yılında direkler dikildi ve köy elektrik şebekesine bağlandı.
Boğazköy merkezinden yukarı mahalleye çıkan beton yol 1983-1984 yıllarında mahallelinin imecesi ile yapılmıştır.
2006 yılının ikinci çeyreinde Tanju Dönmez ve Serdar Akyay'ın girişimleriyle Boğazkö'e internet bağlantısı getirildi. İnternete ilk bağlananlar Tanju Dönmez, Serdar Akyay, Ali Odabaş, Emin Civan, Emine Odabaş, Cihan Önder ve Halil İbrahim Kotan (Abdül) oldular.
Boğazköy web sitesi 06.03.2008 tarihinde yayına girdi.
20 Mayıs 2008 tarihinde Boğazköy Dayanışma ve Geliştirme Derneği kuruldu. Kurucu üyeler: Tanju Dönmez, Recep Kaya, Serdar Akyay, Sevgi Önder, Nadir Nam, Emine Odabaş ve Hasan Kotan oldular.
16 Nisan 2009 Boğazköy Spor takımı Amatör Spor Federasyonuna üye olarak resmi kuruluşunu tamamladı. Kurucu üyeler: Recep Kaya, Hüsnü Çapa, Günay Ömür, Muharrem Ömür, Bekir Odabaş, Erol Çapa, Recep Cebeci oldular. İlk resmi Maçını Boztepe Spor'a karşı Ali Fuat Paşa sahasında 09 Mayıs 2009 da oynadı.
Arifiye Belediyesi tarafından evsel atıkların toplanmasına resmi olarak başlandı 08.01.2011
(Not: Köyümüz tarihçesi ile ilgili olarak edinilen bilgiler sürekli olarak sayfaya eklenmektedir. Bu konuda bilgisi olanlar site adminine yazsınlar. Edinilen bilgilerin kim oldukları Kaynakça da yer alacaktır.)
Kaynakça: Veçhi Ömür, Nedim Koç, Taner Özkan, Günay Ömür, Cihan Önder, Tanju Dönmez, Şefik Tok,Yüksel Nam,
İlgili web siteleri http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ubihcahttp://64.233.183.104/search?q=cache:O_8mA4iT1rMJ:www.nacizanebilgi.com/sozluk.php%3Fq%3Dson%2Bubih+ub%C4%B1h&hl=tr&ct=clnk&cd=35&gl=tr